Sayfalar

30 Nisan 2009 Perşembe

Cin Gibi Çocuklar Cin Gibi Darılar





















İçi nasıl dışına çıkıyor diye şaşırdılar önce...Suyun sıcaktan basınç yapması ile içerdeki nişastanın dışarı çıkmasını anlatmak kolay olmadı okul öncesi öğrencilerine. Ama en çok da bu darıyı patlatmadan toprağa ekerken şaşırdılar. Minicik darıdan bir kök bitki olduğunu bunun üzerinde onlarca bitki yetişeceğini dinlerken, minicik avuçlarındaki tohuma baktılar, baktıkça açıldı gözleri...






Mısır ve darının birbirinden farklı olduğunu öğrenmeleri zaman alacaktı. Bugünlük Elmo'nun Dünyası çiçekler-bitkiler-ağaçlar filmini izlerken yemeleri yeter diye düşündüm.
Ben onlardan ayrılırken kareye sığmayacak kadar çok çocuk '' seni seviyorum'' diyerek sarıldılar. Benim düşecek olduğumu gördükçe daha sıkı ve sonra yere oturuverdim. Galiba bu işin en güzel yanı buydu. Çocukların saflığından hepimize bulaşması dileği ile...

28 Nisan 2009 Salı

Evde Ekmek Yapımı II- İskoç Ekmeği




http://zeytinagaci.blogspot.com/2009/02/bap-bread-geleneksel-iskoc-ekmegi.html adresinden tarifini aldığım ekmeklerimi organik tam buğday unundan yaptım. Beni en çok cezbeden yanı 15 dk. pişmesi idi. Açıkçası yerken biraz yadırgadığımı itiraf etmeliyim. Kahvaltıda ve zeytinle evet çok daha güzel.
Piştikten sonra fotoğrafını çekmeyi unutup, dilimleyerek dondurucaya attım. Böylece her sabah İskoçya'ya ve zeytin ağacı'na teşekkür ederek kahvaltılarıma ayrı bir tat katabiliyorum.

Sirke Yapımı







İlköğretim 5. sınıfların Fen Ve Teknoloji dersindeki konuları ''mayalanma'' olunca sınıfta sirke yapmaya karar verdim. Elma sirkesinin faydalarını okuduk önce, ben bile her seferinde bir yeni özellik daha öğreniyorum elma sirkesi hakkında.
Öğrenciler elmayı rendelediler ve bir avuç nohut ile iki kesme şeker eşliğinde mayalanmaya bıraktık. Ancak tülbent bulamadığımız için posayı süzemedik. Hatta cam şişe getirecek olan öğrenci, hastalığından dolayı gelemediği için, eski bir akvaryumu yıkayarak, ani sıkışıklığın nasıl çözüm yarattığını bir kez daha gördük. Şimdi dinlenmede olan sirkemizin içerisinde neler olacak??
İlk aşamasında, etkin olan mayalar Saccharomyces cinsi mayalar olup, bu mayalar başlıcaları şekerleri etil alkole (etanola) dönüştürürler ki, bu dönüşüm mutlak oksijensiz (anerobik) bir ortam gerektirmektedir.
İkinci aşamada ise çeşitli Acetobacter spp. türleri, kendileri için en uygun sıcaklık derecesinde (28 - 30 °C civarlarında) ve oksijen varlığında (hava ile temas eden bir ortamda) etil alkolü, asetik aside parçalarlar.
Tempo Dergisi'nden kopyalayarak yapıştırdığım sirke güzellikleri şöyle:
Hazmı kolaylaştırır
-Mide hararetini giderir
-Safrayı keser, safra rahatsızlıklarını giderir, akıntıları düzenler
-Diş etlerini ve diplerini düzeltir, onarır, mikroplardan arındırır
-Sirke ve bal ile hazırlanan preparatlar kolestrolü düşürür
-Nezle ve soğuk algınlığına sirkeli sıcak su ile buğu yapılabilir
-Ateşi düşürür
-Hemoroit için sirke katkılı sıcak su banyoları önerilir
-Ergenlik sivilcileri için her yemekten yarım saat önce 1 tatlı kaşığı elma sirkesi eklenmiş ılık su tavsiye edilir
-Varise iyi gelir
-Kalp kasları dahil tüm kas yapısı güçlenir
-Ekzema ve yaralara sürülürse kısa sürede iyileşme sağlanır
-Sirke ile sinameki kaynatılırsa saçların dökülmesini önler

Ev bakımında;
-Mikroplara karşı etkili
-Cam ve aynada iz bırakmıyor
-Lekeleri çıkartıyor
-Krom, bakır ve pirinç parlatıyor

Yemeklerde;
-Eti yumuşatıyor
-Sebzelerin ömrünü uzatıyor

Çamaşır yıkarken;
-Renkleri koyulaştırıyor
-Beyazlarda parlaklık sağlıyor
-Deodorant lekelerini çıkarıyor
-Ütülemede oluşan parlaklıkları gideriyor

Mutfakta;
-Porselenlere parlaklık veriyor
-Tencerelerin ömrünü uzatıyor
-Ovmaya gerek kalmadan fırını temizliyor
-Kötü kokuları yok ediyor

Vücut bakımında;
-Tazelik verici bir banyo toniği kabul ediliyor
-Kepeklere karşı son derece etkili
-Arı sokmalarını tedavi ediyor
-Su kaçarsa kulağa damlatılıyor

26 Nisan 2009 Pazar

Edith Piaf



Kaldırım Serçesi filmi, hiç bir şeyin gerçeğin kendisinden daha fazla şaşırtıcı olamayacağını hatırlatıyor izlerken.

Türküde dediği gibi, çekemem bu derdi de canım bölek seninle... Edith Piaf'ın da aynen öyle. İlgisiz anne, genelevde büyüyen çocuk, tam sevilirken ortaya çıkan ve kızını alıp sirklerde büyüten baba, uçak kazasında ölen boksör sevgili...

Bu filmin bir ileri, bir geri vitesleri yorsa da insanı, gerçek yaşam öyküsü olması, Marion Cotillard'ın muhteşem oyunculuğu ve o güzel müziklerden dolayı izlettiriyor kendisini.

22 Nisan 2009 Çarşamba

Madımak




Sabah pazarın içinden yürüyerek geçtim. Bunu özellikle tercih ediyorum, tezgahların düzenlenmesi, bütün pazarcıların heyecanı, mis kokulu meyveler, taze yeşillikler. Utanarak yazıyorum ki madımak ile tanışmak bugüne rastladı. Pazarcıya sordum nedir bu? Madımak deyince, yutkundum. Hem bu ismin otel halinin çağrıştırdıklarından sızladı içim, hem de bu denli geç tanışmaktan dolayı.
Hemen aldım ve ısladım eve gelip. İnternetten yemek tarifini araştırdım. Kıymalı ve zeytinyağlı tarifleri vardı. Ben ise pişirmeye kıyamam yeşillikleri. O canlı duruşlarına veda ettiklerini görmek içimi acıtır. Bu madımakları cacık gibi yapmayı düşünüyorum. Bu deneyimi paylaşacağım.
Not: Madımak taze olarak limon ve tuzla yenebilir. Tatsız bir ot. Cacığı güzel oluyor. En önemli özelliği sapının sert olmasından dolayı yapraklarını tek tek ayırmanın daha lezzetli olması. Bu şekilde soğan, salça ve semiz otu ile pişirdim. Pişmesine rağmen sapı ağızda tad bırakacak kadar sertti.

Yeryüzü Günü





Bugün Yeryüzü Günü. ISAR'ın sitesinde şu şekilde anlatılıyor:

22 Nisan Yeryüzü Günü, Toprak Ana’ya adanmış olan, hepimizin paylaştığı yuvanın, Yer tanrıçası Gaia’nın bayramıdır. İlk Yeryüzü günü geridönüşüm, ağaç ekme ve toplumun geleceğe sorumluluğunu desteklemek için ilk olarak 1970 yılında kutladı. Yeryüzündeki hayata saygıyı, toprağın, havanın ve suyun niteliğini korumaya dair yöntemleri destekleyecek şekilde devam etmektedir. Yeryüzü günü artık 140’a aşkın ülke de kutlanmaktadır.

Bunun için bizim evde de roka tohumu ekildi. Üstelik can suyu da doğal yağmur suyu ile yapmış olmanın keyfi içindeyiz. Bu satırları yazarken, balkona bir kova koydum. Yağmur suyu doğal deterjan yapmayı bize öğreten imeceevi'nin tarifi üzerine kül suyu yapımında kullanılacak. Bu da ayrı bir yazı konusu. Yoksa siz hala annenizin deterjanını mı kullanıyorsunuz?

21 Nisan 2009 Salı

Metabolizma Çayı


Sevgili Mehtap 'ın gayreti ile bir

grup blog yazarı ya da blog okuyucusu olarak ''fazlalıkları atmak'' yolunda yürümeye başladık. Birbirini tanımayan bir çok insan, birbirinden güç alarak kararlarını verdiler. Ben de dahil. İşte bu yolda atılan bir adım: Metabolizma Çayı ki bitki çayı sevgime sevgi katmış olduğundan bu diyet için ilk uyulması gereken kural oldu benim için. Tarifini Roma'dan kopyalayım:

1 buyuk elma, kabuklariyla birlikte, sadece 4'e bolunecek
1 limon 4'e bolunecek
1 tatli kasigi kara biber (tane olarak, sakin toz halde koymayin, icemezsiniz)
1 cubuk tarcin
4-5 adet karanfil
3 litre suyun icinde, su 1.5 litre kalana kadar kaynatilacak.. limonlari ve elmalari (karabiberleri degil) ezebilirseniz iyi olur. oksurugu de iyi gelir bu arada.. tadini iyilestirmek isterseniz, ihlamur ekleyin biraz..

İşte bu muhteşem çayın kokusu evinizi sarsın, metabolizmanızı yerinden oynatsın isterseniz durmayın, kaynatın derim.

20 Nisan 2009 Pazartesi

Bunları Biliyor Musunuz?



Meşe ağaçları 50 yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler.


*Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.


*Yarim kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar.
*Havuca rengini karoten verir.


*Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.


*Kelebekler, ayakları ile tat alırlar.


*Yiyecekleri hayvandan gelen ve topraktan gelen olarak ayırdığımız zaman ve birini öğlen diğerini akşam tükettiğimiz zaman sindirimi daha kolaydır.


*Bir meyvenin ya da sebzenin rengi ne kadar koyu olursa besin değeri de o kadar yüksek oluyor.


*Domates aslında kirazın başka bir çeşidi. Eski çağlarda egzotik bir meyve olarak kabul edilen domatese 16. yüzyıl’da ‘aşk elması’ deniliyordu.

*POMELO tropik iklimde yetişen, turuçgiller ( narenciye )familyasından bir meyvedir. Çin greyfurtu olarak da bilinir.

*Stapelia isimli çiçeğin görünüşü ve kokusu çürümüş ete benzediği için sinekler yumurtalarını bu çiçeğe bırakırlar.*

Arılar ve böcekler tarafından taşınan çiçektozu tanecikleri yapışkandır oysa rüzgarla taşınan çiçek tozları kuruve pürüzsüzdür.


10 Nisan 2009 Cuma

Evde Ekmek Yapımı





3 Bardak organik tam buğday unu

1 bardak yarım yağlı süt

1 paket yaş maya

1 bardak zeytinyağı

Bir avuç ceviz koydum içine. Unutmadan bardaktan kastım su bardağı. Yoğurdum, avucumun içindeki akupunktur noktaları, yaptığımı yoğurma değilde masaj sanıp keyiflenene kadar .Fırına sürmeden önce yoğurdunu da ekledim en üstüne. 30 dk. 200 derecede pişirdim. Güzeldi ama bence zeytinyağına bandırılan ekmekler gibiydi. Yağsız ekmek tarifi denemek üzere, bu sevdaya ara verdim.

9 Nisan 2009 Perşembe

a.r.o.g

Geçenlerde doğayı seven çocuk, '' akşama sizdeyim'' diye telefon edince yol üzerindeki film afişlerine kaydı gözüm. Vizyondayken asla gitmeyi düşünmediğimiz bir film, yorucu bir günün sonunda iyi alternatif olabilirdi diye düşündüm.
Gerçekten de akşam film boyunca günlük sıkıntımızı bir kenara attık. Film üzerine söyleyecek yeni bir şey yok aslında. İzlendi bitti kaygısızca:)

4 Nisan 2009 Cumartesi

Kompost







Bugün, benim için en heyecan verici deneyimlerden birini yaşadık. Metalin, camın, kağıdın geri dönüştüğünü öğrenen ve bu konuda çöp ile geri dönüşüm kutusu arasında bir süre şaşkınlık yaşasalar bile yine de önemli bir aşama kaydeden öğrencilerimiz, bu kez de yemek yapılırken ortaya çıkan tüm sebze, meyve artıklarının değerlendirilebileceğini öğrendiler. Pırasa, yumurta kabuğu ile kompost deneyine başladık. Nasıl yapılacağı ile ilgili detayları

buradan aldım. Fotoğraflarla gelişmeleri ileteceğim.