Sayfalar

Google+ Followers

15 Ekim 2017 Pazar

EĞER ÇOCUĞUN CANI SIKILIYORSA

Çocuğunuzun canı sıkılıyormuş…
Çok da dert etmeyin.

Onu dedi diye;

Hemen ona bir etkinlik önermeyin.
Bir oyun teklif etmeyin.
Bir iş buyurmayın.
Kısacası;

onun can sıkıntısına bir an önce bir çözüm bulmaya çalışmayın.


“Gel o zaman bana yardım et” demeyin.

“Boş boş durursan elbette canın sıkılır” şeklinde onu uyarmayın.


Şunu yapabilirsiniz:


Bırakın canı sıkkın olarak biraz zaman geçirsin.

Oflamasına puflamasına karışmayın.

Caddeyi seyretmesine…
Sizi izlemesine…
Biraz saçını başını yolmasına fırsat verin.

Sizden can sıkıntısına çare bulmanızı istediğinde bile bir süre sessiz kalın.


Çünkü onun bu hali;


Bir tür “düşünme” terapisi seansıdır.

Ruhen bir “arayış” içinde olma halidir.

Hayal gücünü “zenginleştirme” çabasıdır.

Biraz sonra “buldum” diye bağırmasına hazırlıktır.

Bir çok defa, “yaratıcılık” ya da “buluşçuluk”, “mucitçilik” gücünün tetiklenmesi halidir.


15 Ekim 2016 Cumartesi

Tohum Kütüphanesi

Okul öncesi hazırlık sınıfımız ile havuç, lahana, fasulye, turp tohumlarını öğrendik. Tohumun bir canlı olduğunu fark ettik. Daha sonra bu canlıyı çoğaltmanın en önemli görevimiz olduğunu kavradık.





7 Ekim 2016 Cuma

Bahçe İşleri İle Çalışmak Sizi Daha Huzurlu Ve Mutlu Yapabilir

Şafak Aydın'ın Gaia Dergisi'ndeki Yazısı;
Bahçe işleri ile uğraşmak birçok insan için emeklilik sonrası günlerini doldurmaya yarayacak bir etkinlikten fazlası değildir. Ancak bu etkinliğin size sağlayacağı yararların emeklilik öncesi döneminiz için de, bir o kadar faydalı olacağını söylesek?
Bahçeyle uğraşırken, bütün bitkilerin büyümesinden, hayatlarını devam ettirmesinden siz sorumlusunuzdur. Bu sorumluluk duygusu, mental hastalıklardan muzdarip olan insanların hayatlarına bir amaç katar ve onları hayata daha çok bağlar. Ayrıca uzun süre açık havada vakit geçirmekdepresyon ve stresle savaşan hormonların salgılanmasına yardımcı olur. Bahçe işleriyle uğraşmak bir nevi meditasyon sayılır. Ne kadar çok uğraşırsanız, o kadar çok rahatlar ve yenilenirsiniz. Bu süreçte kafanızı kurcalayan düşünceler bir süre sonra aklınızdan çıkar ve stres seviyeniz azalır.
Aslında herhangi bir şekilde doğayla uzun süre temas halinde bulunmak mental sağlığınıza iyi geliyor. Gerçekleştirilen bir deneyde, iki grup ayrı odalara konuyor. Birinci grup penceresiz bir odaya konuyor ve buradan dışarı çıkıp şehir içinde yürümeleri söyleniyor. İkinci grupsa kocaman pencereli bir odaya konuyor ve bahçeye çıkıp bahçede dolaşmaları söyleniyor. Deney sona erdikten sonra yapılan incelemelerde ikinci grubun çok çok daha fazla rahatlama belirtileri gösterdiği gözlemleniyor.
Öyle ki, bu etkinlik Bahçıvanlık Terapisi“(Horticulture Therapy) olarak adlandırılıyor ve herhangi bir doğal ortamda, herhangi bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. Hatta mahkûmları topluma geri kazandırmak için bile kullanılıyor. Bahçıvanlık Terapisi, hem uzun hem de kısa süreli olarak kan basıncını azaltıyor, üretkenliği artırıyor ve sizi tamamen yenilenmiş hissettiriyor. Hatta, Demans ve Alzheimer hastalarındaki saldırgan davranışları bile azaltıyor.

Bırakın zihninizde çiçekler açsın

Edward O. Wilson tarafından ortaya atılan “Biyofili” (Biophilia) teorisine göre gerçek hayatla ilgili süreçlere odaklanıldığında mutluluk seviyesi en yüksek düzeylere ulaşıyor. Diğer bir deyişle hayat döngümüze benzer süreçlere odaklanmak, içimizden gelen doğal bir dürtü. Yani bu demek oluyor ki, elimize bir kürek alıp kazmaya başlamanın zamanı belki de çoktan gelmiştir. Belki de kafamızın içindeki saksıyı daha sağlıklı bir hale getirmenin sırrı yeşillerle dolu saksılarda gizlidir.
Kaynak: The Plaid Zebra

5 Ekim 2016 Çarşamba

Atakent Doğa Okulları'nda 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü Kutlamaları





Sabahleyin, öğrencilerimizin Hayvan Hakları Bildirgesi okuması ile başlayan kutlamalarımız, okul içi yürüyüş ile devam etti. Barınak ziyareti ile taçlanacak.

1 Ekim 2016 Cumartesi

Sorgulamaya Dayalı Bir Sınıf Yaratmak İçin 10 İpucu

Öğretim uygulamalarını dönüştürme süreci uzun ve yavaş bir yoldur. Fakat başarıyı deneyimleyen öğretmenler ve okullar, fikirlerini internet ortamında veya yüz yüze paylaşıyorlar. Diana Laufenberg de (TED konuşması için tıklayınız) Amerika’daki ülkedeki okullarda sorgulamanın geliştirilmesini sağlamak için yola çıktı ve yakın bir zaman önce kar amacı gütmeyen sorgulamaya dayalı okullar açtı.
Sorgulamaya dayalı güçlü bir eğitim uygulaması oluşturmak, öğrencilerin sorularını başka sorulara yönlendirmeyi öğrenmek ve rehberlik etme rolünde kendini rahat hissetmek biraz zaman alıyor. İşte Laufenberg’in bu konudaki tavsiyeleri:
1. İçerik standartlarını öğretmeyin; bilmeleri gereken bilgiyi kendi yollarıyla bulmalarına yardım edin.
Standart olarak bilinen ve her öğretmenin öğrencilerine öğretmekle sorumlu olduğu bir içerik “havuzu” vardır. Öğrencilerin bunları anlamasını ve hatırlamasını sağlamanın en iyi yolu, bilmeleri gereken bilgiye doğru giden kendi sorularından oluşan yollarını inşa etmelerini sağlamaktır.
Laufenberg’e göre beyin sorular için kurgulanmış: “Beyin bu yolla daha iyi öğrenir ve daha iyi hatırlar. “Ne yazık ki, pek çok okul ve öğretmen standart sonuçlara ulaşmaya o kadar çok odaklanmış durumdaki, ellerinin altındaki kullanabilecekleri en iyi aracı kaçırıyorlar: Öğrencinin doğal merakı. Okul sorularla doludur. Ama bu sorular çoğunlukla, öğrenciler sadece öğretmenlerinin onlara sordukları sorular hakkında daha çok şey bilmeliler anlamına gelir.
“Ve sorgulamanın sonunda çocuklar daha az şey öğrenir belki ama toplamda daha çok şeyi hatırlarlar. Ve sonuç her zaman daha iyi olur” diyor Laufenberg.
2. Öğrencilerinize neyi bilmeleri gerektiğini söylemeyin, bunu kendi kendilerine deneyimlemeleri için onlara gerekli yapıyı yaratın.
“Sorgulama en iyi, öğretmenin deneyimlemenin gerçekleşeceği yapıyı oluşturmak dışında çok az şey yaptığında gerçekleşir. Bu, ilk soruyu sormaktır, kışkırtıcı ilk dokümanı ortaya koymaktır ya da iki dakikalık bir video göstermektir” diyor Laufenberg. Bundan sonra sınıfın çocukların sorularıyla dolması gerekir. Ve eğer bir öğrenci tıkanır ve öğretmenden yardım isterse, öğretmenin görevi başka bir soru sorarak öğrenciyi düşünmeye devam etmeye sevk etmek ya da öğrencinin soruşturması için yeni sorular sormaktır.
Laufenberg, ülkenin her yerinden iyi niyetli ve çalışkan öğretmenlerle çalışarak onların da öğretmenlik uygulamalarına daha fazla sorgulamanın yerleşmesini sağladı. Birçoğu ilk başta bu modelin denge bozduğunu düşündü, çünkü çok uzun zamandır işlerinin sadece içeriği öğretmek olduğunu düşünüyorlardı. Sorgulamaya dayalı öğrenmenin işe yaraması için öğretmenlerin, öğrencilerin nasıl düşündüğünü dinleme ve sonra onları düşüncelerinden “koparacak” tek bir soruyu sorma ve daha fazla ve farklı düşünmelerini sağlama konusunda uzman olmaları gerekiyor.
Laufenberg’e göre daha az anlatım, daha çok soruları ve deneyimleri yönlendirme olduğunda öğrenciler daha iyi öğreniyor.
3. Sınıfta geçirdiğiniz zamanı, küçük bilgiler arasında bağlantı kurmak için kullanın.
“Sonuçta, veriler ve bilgiler hiçbir şeyle bağlantılı değilse ne işe yarar ki? Öğrencilerinize analiz etmelerini ve kendi aralarında konuşmalarını sağlayacak zorlayıcı şeyler verin ve sizin öğretmeniz gereken şeyde neler olup bittiğini anlama zorluğuyla uğraşmalarını sağlayın. Ama lütfen sınıftaki dakikalarınızı onlara sadece bir şeyler anlatarak harcamayın”
Öğretmenler, öğrencilerin öğrendikleri verileri ve bilgileri mantıklı bir şekilde anlamlandırmalarına ve diğer konularla bağlantı kurmalarına yardımcı olan çok önemli bir role sahiptir.
4. Birçok çocuk okuma konusunda bocalıyor, onların ilgisini yazılı olmayan kelimelerle çekin.
Laufenberg, öğretmenlik yaparken sınıfında gelişmiş bir analitik zekaya ve harika bir eleştirel düşünce yapısına sahip ve mükemmel bir problem çözücü olan bir öğrencisi vardı. Fakat öğrenme farklılıkları yüzünden okuma ve yazma konusunda bocalıyordu. Laufenberg, bu öğrencisinin sınıftaki derslere en üst düzeyde katılmasını (ki bu beceriye sahipti) ve ikinci sınıf düzeyindeki okuma seviyesi ile kendisini sınırlandırmamasını istiyordu. Laugfenberg, dersleri görsel bir şekilde tanıtma alışkanlığı geliştirdi ve böylece bu öğrencisinin dersin dışında kalmamasını sağladı.
“Akut bir durum olduğu için bunun hemen üstesinden gelmek istedim. Ama aslında yaptığım şey, tüm öğrencileri görsel yolla anlamanın oyun düzeyine davet etmek ve yazılı kelimelerle anlamanın bariyerlerini ortadan kaldırmaktı” diyor Laufenberg. Laufenberg, öğrencilerine ilginç ve şaşırtıcı şeyler gösterdi, hatta 90 saniyelik videolarla çocukların tüm dikkatini çekti. Bu yöntem, öğrencileri meraklandırdı ve öğretmenlerinin verdiği okuma ödevlerini yaparken bile kendi sorularını sormalarını sağladı.
Karmaşık bir fikir; küçük bir video veya başka yollarla da anlatılabilir. Böylece ders saatinin büyük bir kısmı, daha derine inen sorulara ve analizlere dalmakla geçer. Laufenberg, temel bilgiyi bile sorularla veriyor, kesinlikle sadece bilgiyi anlatmıyor.
“Bu, daha az okumak anlamına gelmiyor, ilgi çekici olmayan bilgilerin daha az okunmasını sağlayarak daha derin okumaya izin vermek anlamına geliyor” diyor Laufenberg.
5. Bocalayan çocuklara işin en sıkıcı kısmı olan sürekli tekrar etmeyi vermeyi bırakın.
“Amerikan eğitiminde gerçekten ilginç bir şey yapıyoruz; çocuklar bir konuda bocaladıklarında onlara bu konunun daha sıkıcı halini yeniden ve yeniden verip duruyoruz. Bu yöntemin, öğrencileri, anlamakta zorlandıkları konular hakkında heyecanlandırmasına imkan yok” diyor Laufenberg.
Matematik öğretmenleri genellikle, daha ilginç konulara geçmek için önce bazı temellerin anlatılması gerektiğini söylerler. Ancak öğrenciler bilmeye ilgi duymazlarsa, asla daha iyi konulara geçemeyeceklerdir. “Çocukların matematiğin sadece hesaplama olmadığını, matematiğin bambaşka bir düşünme süreci olduğunu ve dünya üzerine düşünmenin bir yolu olduğunu anlamalarını sağlamak gerekir. Ve matematiğin daha büyük resmini görmelerini sağlamak” diyor Laufenberg.
Laufenberg, bunun tarihten pek de farklı olmadığını düşünüyor. “Eğer çocuklara tarih öğretmenin amacı, olayları tarihine göre sıralamak olsaydı, çok değerli bir öğrenme deneyimini kaçırmış olurduk. Matematiğin amacı da sadece hesaplamak olsaydı, yine bir şeyleri kaçırırdık.”
Okuma konusuna gelince, okuma konusunda gönülsüz olanlara sıkıcı okumalar vermeyin. İstediklerini okumalarına izin verin. Kimse kendisine sıkıcı gelen bir şeyi okumak istemez.
6. Öğrencilerinizi şaşırtın.
Laufenberg genellikler derslere, dersle ilgili ana bir kaynağı hiçbir metin olmaksızın ekrana koyarak başlıyor. Öğrenciler ise hemen bu kaynağın ne olduğunu ve nereden geldiğini bulmaya çalışarak derse başlıyor. Laufenberg bunun, öğrencilerin soru sorma becerileri ve düşünmeleri üzerine müthiş bir pencere açtığını söylüyor.
“Tüm öğrenciler cevabı bulamayacaklardır belki ama diğerlerinin nasıl yaptıkları üzerine meraklanacaklardır” diyor Laufenberg.
7. Bilgiyi vermenin geleneksel modeli çok işe yaramıyor, sorgulamayı denemekten korkmayın.
“İnsanlar bunu yapmak istemediklerinde onlara hep şunu derim: Sınıfta bir türlü iyi geçmeyen bir ünite seçin. Kaybedecek bir şeyiniz yok, zaten öğrencileriniz sizi takip etmiyor” diyor Laufenberg. Başlamak için güvenli bir yer, çünkü işler daha da kötüye gitmez. Hatta bu deneyden başka derslerde de kullanabileceğiniz şeyler öğrenebilirsiniz.
8. Sonuçlardaki “eğriyi” bulun ve eski yöntemleri terk edin.
Laufenberg “eğriyi” bulmak için dersin içeriğini en önemli parçalara indirgemeyi ve tematik olarak bunlara odaklanmayı öneriyor. Bu, öğrencilerin öğrenmeleri gereken büyük fikirlere ulaşmaları için mümkün olduğu kadar çok yol açmayı sağlayacaktır.
Öğretmenler her adımı belli, tanımlanabilen bir sonucu olan ve hepsi birbirinin aynı 30 ödevle sonuçlanan bir “proje” ödevi verdiklerinde, bu sorgulama ve araştırma olmaz. Buna ancak “tarif” denebilir. Gerçek bir sorgulamaya dayalı ödevde, öğrenciler farklı yollarda yolculuk eder ve farklı ürünler üretirler. Ama yol boyunca öğrenirler.
“Sorgulamanın olmadığı bir sınıfta çocuklar aynı yoldan yürüyeceklerdir, çünkü öğretmen herkesin nereye gideceğine karar vermiştir ve herhangi birinin bütün gün boyunca söyleyeceği hiçbir şey bunu değiştirmeyecektir” diyor Laufenberg.
9. Programa uymasa da ilginç öğrenci sorularına izin verin.
Laufenberg, bir öğrencinin sorduğu büyüleyici bir sorunun yeterli zaman olmadığı için öğretmen tarafından savuşturulduğu sınıflar gördüğünü söylüyor. Çocuklar dersin gidişatını etkilemek için yapabilecekleri hiçbir şey olmadığını bilirler. Ve bu çok güçsüzleştirici bir deneyimdir.
“Çocukların gidişata dair bir fikir verememesi ise en yıkıcı kısmıdır” diyor Laufenberg. Çocukların sorularını dinlemek ve o soruları tüm sınıfa sorarak değerlendirmek, öğrencilerin özgüven kazanmalarını ve merakın değerini öne çıkarmayı sağlar.
10. Öğretmenlik uygulamalarına sorgulayarak yaklaşın ve bunu gelişiminiz için kullanın.
“Kimse öğretmenlerden kendi uygulamalarını sorgulama yoluyla incelemelerini istememiştir” diyor Laufenberg. Oysa sorgulama temelli uygulamaları oluşturmak için sorgulamayı kullanmak, öğretmenlerin karşılaştıkları temel sorular üzerine düşünmek için harika bir taktiktir.
Çeviri: Özlem Öztürk
Kaynak: Eğitimpedia

Dersin En Önemli 8 Dakikası



Başlangıçlar

1. YouTube’un Güncel Videolarını Kullanın: Youtube, hiçbir televizyon kanalının ulaşamayacağı kadar fazla sayıda 18 ila 34 yaş arası insana ulaşıyor. Youtube’a her dakika 100 saat uzunluğunda videolar yükleniyor. Youtube’da her konu, her sınıf seviyesi ve her yaklaşıma dair bir şeyler bulabilirsiniz. Youtube yalnızca öğrenmeyi HD olarak görünür yapmakla kalmıyor, öğretmenlerin daha önce asla kuramadıkları bağlantılar kurmalarını sağlıyor. Öğrencilerime Carl Sanberg’in şiiri “Chicago” ile Eminem’in yer aldığı Chrysler Super Bowl reklamı arasında karşılaştırmalar yaptırdım. Bundan on beş yıl önce, parmağımı video kumandamın kayıt düğmesinin üzerinde tutup o reklamın gösterilmesi için dua ederdim. Bugün Youtube her şeyi kolaylaştırdı.

2. İyi Haberlerle Başlayın: Bir öğretmen arkadaşım derslerine iki dakika boyunca iyi haberler paylaşarak başlıyor. Başarıyı yakalamak isteyen sınıflar, öğrencilerin kritik sorular sormaları, fikirlerini paylaşmaları ve açık ve dürüst tartışmalara katılmaları için gerekli olan rahatlığı yaratmak zorundalar. Derse olumlu ve başarılı şeylerden bahsederek başlamak, başarıya ulaşmanın basit ve kolay bir yoludur.

3. Farklı Disiplinleri Birleştirin: Peyton Maning spirali fiziğini öğretmeden önce sınıfın ortasına bir futbol topu atın ya da mitoloji ünitenize gönderme yapan bir şarkı çalın. Matematik dersinde bir Picasso tablosunun açılarını hesaplayın. Farklı alanları birleştirmek, fikirlerin ve kavramların tek başına değil, daha geniş bir bilgi ağı içinde var olduklarını öğretir. Farklı bir alanla derse başlamak, öğrencilerin daha derin bir öğrenmeye geçmeleri için algılarını açar.

4. Beş Dakika Boyunca Yazın: Eğer gelişmek istiyorlarsa, öğrenciler yazı yazmalılar. Hem de çok fazla yazı. Bunu başarmanın bir yolu da her güne öğrencilerin cevaplamak için beş dakika harcamak zorunda olduğu bir soruyla başlamaktır. Eğer bu düzenli olarak her gün yapılırsa, bir ritüele dönüşür ve ritüeller insanı güçlendirir.

Sonlar


1. Seviyeyi Yükseltin: Amerika’nın en popüler bilgisayar oyunu mağazalarından GameStop’ın tüm dünyada 6457 satış mağazası bulunuyor. Çocukların bilgisayar oyunlarını çok sevdiği bir sır değil. Belki de bunun sebebi, yeni seviyelere ulaşmak için sürekli ödüller verilmesi ve oyuncuların sıralamalarda daha yüksek sıralara yükselmesi. Bu, insanda başarma, yeterlik ve değerli olma hissi yaratıyor. Öğretmenler, öğrencilerin bu istekleri üzerine gidebilir ve standartlara dayalı yeterlilik seviyelerini geliştirebilirler. Dersin sonunda öğrencilerin uzmanlığa doğru giden gelişimlerinin “haritasını” kendilerinin çıkarmalarına izin verin. Popüler bir bilgisayar oyunu “yeni başlayan”, “kahraman” ve “efsane” gibi seviyelerden oluşuyor. Bu, isteksiz öğrencilerin beklenenden daha iyi bir başarı göstermelerini sağlamak için iyi bir motivasyon sağlayabilir.

2. Çıkış Biletleri: Robert Marzano çıkış biletlerini dört farklı kategoriye ayırıyor: Biçimlendirici değerlendirme verileri, öğrencinin kendi kendini analiz etmesi, öğretim stratejisi geri bildirimi ve açık iletişim. Bunlar kullanıldığında, hızlı ve geniş kapsamlı veri ve geribildirim sağlanıyor.

3. Sosyal Medyayı Taklit Edin: Dijital dünyanın işbirliği ve iletişim ruhu, fiziksel olarak sınıflarda da yaşatılabilir: Duyuru panoları fikirlerin paylaşıldığı bir çeşit sosyal medya alanlarına dönüştürülebilir. Sınıflarda Instagram, Twitter ve Pinterest’i kullanmanın pek çok pozitif yönü bulunuyor. Son 4 dakika içinde öğrencilerinizi bir tweet atma ya da gerçekleşen dersi en iyi yakalayan görseli bulma konusunda teşvik edebilirsiniz.

4. Küçük Notların Gücü: Pozitif bir sınıf oluşturmanın “iyi haber” ile başlamanın ötesinde bir başka yolu ise dersi etkisi yüksek “küçük notlarla” bitirmektir. Öğrencilerin sınıftaki başka birinden öğrendikleri tek bir şeyi, yapışkan bir not kağıdına yazmalarını ve bunu tahtaya yapıştırmalarını söyleyin. Ertesi günün başında bu notları sesli bir şekilde okuyun. Bu eylem; sınıfın bir öğrenenler topluluğu olduğunu ve herkesin katılımının gerçekleştiğini hatırlatır.

Çeviri: Demet Sunar Caferzat

12 Eylül 2016 Pazartesi

BAL ARISI



Sabahleyin erkenden,
Bahçemizde gezerken,
Gördüm bir bal arısı
Rengi altın sarısı.
Bu arıya dedim ki:
“Seni öyle sevdim ki,
Bin bir renkli çiçekler
Sanki yolunu bekler.
Koş ey çalışkan arı,
Gez dolaş leylakları.
Hele karanfillerin,
Üzerinde çok derin.
Bir sevinçle gül, hopla
Bal avcısı bal topla.”
“Arıcılık ne güzel
Bir nimettir insana
Sermayesi arıları
Salıvermek her yana”. 

Kelebek Şiiri

Her yer şen
Zümrüt İlkbahar
Cıvıldaşır bütün kuşlar
Ya o renk renk kelebekler
Her çiçekten buse toplar

Renk renk renk renk kelebekler
O kanatlar
Neşeli çitler var

Koş koş koş kardeş
Koş sessizce tutalım
Yaramaz kız sesini kıs
Yakaladım yaşa!
Kaynak: Canım Annem

Kumbara Şiiri

Her gün en az 100 para
Yutuyor bu kumbara
Bugün yarın dolacak
Yine benim olacak

Bütün biriken para
Oh ne güzel kumbara
Şeker evde doludur
Bebekse korkuludur
Düşer kırılır birden
Yok neden vereyim ben
Bir metelik boş yere

12 ay dolunca
Bu yıl başı olunca
Açılacak kumbaram
Olacak 9 Liram

Kaynak: Canım Annem 

26 Temmuz 2016 Salı

Güneş Şiiri

Sırtında kızıl aba
Sevgili Güneş Baba
Yakmış gökte ocağı
Ateş dolu kucağı
Hiç durmadan çalışır
Ocağa ateş taşır.



Başağı olduran kim
Buğdayla dolduran kim
Vermezse bize sıcak
Bizi kim ısıtacak ?
Karanlıkta kalırız
Biz sensiz bunalırız.

Kaynak: Canım Annem

3 Ocak 2016 Pazar

Fasulye Yaprağı Sarması




Malatya bölgesinin yerel bir yemeği. Videodaki öpülesi eller annemin. Belki kendisi buradan tarifini yazar. Dur bir deneyelim.

14 Nisan 2015 Salı

Aynadan Yansıyanlar

''Baktığında gördüğü her şey aynadır anlayana''

Başrolünde olduğun bir hayatı yaşıyorsan eğer
Geri kalan herkes bu oyunun figüranlarıysa,
Sorma aynaya senden güzeli var mı yok mu?
Senden güzeli, senin içinde gizli.

İmza: Aşık Özlem

11 Nisan 2015 Cumartesi

Before & After


After fotosunu daha ince filan bekleyenlere hayal kırıklığı yaşatmak istemezdim. Geç olsada veriyorum, gidiyor fazlalıklar ve geliyor sağlık. Nasıl geliyor? İyon detoksu, alkali diyet, gluten alerjisi, insülin direnci ayrı bir yazıyı hak ediyor. Nasıl baş etmeye çalıştığım neler bulup kullandığımı da anlatmalıyım. Şimdilik tatlı rüyalar diliyorum kendime 8 kilo eksik ve sağlıklı halimi görürüm umarım.

Blogum Var Yazıyorum

Nasılsa kimse okumuyor diye uzuuun zamandır içimden geçenleri yazmak istedim. Bunun için neden uzun zaman bekledim çünkü bir bilgisayarım yoktu. Bu gece 21.40 itibarı ile var:) Sıfır klavye ile başladım yazmaya.
Tam olarak şimdi, sanki doğum öncesi zamanlara döndüm. Başdöndüren, sersemleten ve muhteşem deneyimleri ile sevgi selinde zaman zaman kaygılı zaman zaman anı yaşayan ama sanırım her zaman yorgun bir 52 ayı geride bıraktık.
Bu kadar süre doğru dürüst bir bilgisayarda yazamamak, ya akıllı telefonun minicik ya da akıllı tahtanın devasa ekranlarından bir şeyler ekleyeyim diye çabaladım. Daha çok yaşadığım ana tanıklık edeyim aman bunu unutmayayım diye hep geriye dönüp eklemeyi, uzun uzun anlatmayı hesap ederek...Bu arada o kadar çoook anı, deneyim, heyecan, bilgi, acı, sancı kaçtı gitti ki. Çünkü bu sürede adeta kişisel günlüklerimde aldığım notlarda bilr 1 gün varsa 1 ay yok yazım.
Oysa ne çok isterdim...Şimdi belki bu yüzden ''Keşkesiz Bir Yaşam İçin'' okuyorum.
Sonra, Ekoloji Öğretmenliği...Neler neler değişti, neler neler gelişti bu konuda da hayatımda. Aslında neredeyde bir Ulaş ve annelik kadar eksikliğini hissettiğim bir aktarım zinciri de bu konu...Döneriz bir gün belki..Çünkü gelecek, içinde geçmişte yaşananlara daha net baktıran gözlük saklı bir hazine sandığı. 
Bu yazıya aktaracak çok şey olması ancak saatin 23.00 e gelmeden, arabamın bal kabağına dönmeden hazırlıklarımı tamamlayacak olmamı engellemiyor.
Sadece 52 ayda befor&after fotosu ekleyerek motivasyonumu arttımak istiyorum.Aslında düşündüm de bu motivasyon farklı bir başlığı hak ediyor.
Melatonini küstürme /23.00 ü geçirme:))