Sayfalar

bunları biliyor musunuz? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bunları biliyor musunuz? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2015 Cuma

Doğadaki Örüntü

Doğadaki örüntü matematiğini anlamak bir çok 'sır'rın kapısını açıyor. Konu ile ilgili olarak Nature by Numbers'ı izleyebilirsiniz. 

27 Temmuz 2010 Salı

Baharat Dünyası
















BAHARAT DÜNYASI
Mutfaklarımızın vazgeçilmezlerinden olan baharat, yemeklerimizi daha da lezzetli kılmak için kullanılan bitki ya da bitki parçalarına verilen isimdir.
Arapçada buhar ya da bahar şeklinde söylenilen sözcük, güzel kokulu bitki anlamına gelir. Baharat da bu sözcüğün çoğul halidir.
Yazılı kaynaklardan anlaşıldığı kadarı ile baharat kullanımı insanlık tarihi kadar eski. İlk kullanımının sindirim sistemini rahatlatmak için olduğu tahmin edilmekte. Günümüzde safran gibi renk verici olarak kullanılanları da mevcut, pastırma yapılımında tercih edilen çemen gibi yiyeceği daha uzun süre saklama amacı ile kullanılanları da.
Dünyada bugün tüketilen baharat sayısının yüze yakın olduğu tahmin edilmektedir.
Karabiber, yenibahar gibi baharatlar bitkilerin meyve kısımlarından elde edilir. Haşhaş, hardal, kaküle gibi baharatlar ise bitkilerin tohumlarıdır.
Nane, mercanköşk, kekik bitki yaprağı, zencefil, zerdeçal, havlıcan ise bitki kök ve rizomlarıdır. Genelde kurutularak yetiştirildiği coğrafyadan tüm dünyaya yayılması son derece kolaydır. Yöresel olarak kullanılan maydanoz, dereotu gibi baharatlar yeşil olarak tüketilirler.

Kırmızı Biber:
Elde edildiği bibere göre tatlı ve acı tadı olabilir. Faydası: Bileşenlerinden olan kapsaisin, insülüne karşı direnci arttırdığı için diyabet hastaları için tercih edilen bir baharattır.

Çörekotu:
Afyon, Burdur, Isparta çevresinde yetiştirilir. Neredeyse yarıya yakını sabit yağ içermektedir. Limonen, kavrakrol, sitranelol gibi maddeler açısından zengindir. İdrar söktürücü, süt artıcı olarak kullanılır.

Karabiber:
Bitkinin meyve ve tohumlarının kurutulmasıyla elde edilir. Olgunlaşmamış olanları karabiber, meyve rengine göre ayrıca beyaz, yeşil ve kırmızı karabiber olmak üzere meyvelerin hasat zamanına göre 4 farklı şekilde satışa sunulur. İştah açıcı, lezzet arttırıcı özellikleri vardır.

Tarçın:
Hindistan ve Sri Lanka’da bulunan bir tür ağacın iç kabuğundan elde edilir. Kabuk ve toz olarak tüketilmesi mümkündür. İçinde bulunan antioksidanlar nedeni ile kan şekeri ve enerji seviyesini dengede tutar. Bal ile beraber soğuk algınlığını giderici bitki çaylarının içinde kullanımı yaygndır.

Kişniş:
Maydanozgiller familyasındandır. Bitkinin kurutulmuş tohumları kullanılır. Hafif ekşimsi bir tada sahiptir. Uykusuzluk ve depresyona karşı sakinleştirici etkisi ile bilinmektedir. Güveçte yapılan et yemekleri ile bazı likör yapımlarında kullanılması tavsiye edilir.

Kimyon:
Maydanozgiller familyasındandır. Kurutulmuş meyveleri kullanılır. Ülkemiz için önemli bir ihracat ürünüdür. En fazla demir içerikli baharattır. Dünyada yaygın kullanımı vardır. Köklü sebzeleri haşlarken içine atılması zenginleştirir. Bitki çayı olarak kullanılması sindirim sistemini rahatlatır.

Köri:
Zerdeçal, kimyon, kırmızıbiber, tarçın ve kişnişin karışımından oluşan bir tür baharat. Kalp hastalıkları ile ilgili alternatif tıp tarafından tavsiye edilme nedeni, damardaki yağlarla mücadele etmesidir. Tavuk yemeklerinde, yumurtalı ve ton balıklı salatada farklı bir lezzet katar.

Garam Masala:
Kakule, karanfil, tarçın, karabiber karışımından oluşan bir baharat. Hafif acımsı tadı ve hücre yenileyici özelliği vardır. Taze ve patlamış üzerinde oldukça lezzetlidir.

Zencefil:
Rizomu taze olarak rendelenen ve kurutulmuşu da çekilip toz halinde tüketilen zencefil barsak hastalıklarına karşı önerilir. Limonata, yeşil çay içinde ve ayrıca balla beraber ısıtıp bir çok havuçlu yemek sosunda kullanımı tercih edilir.

Hardal:
Turpgiller familyasındandır. Selenyum açısından zengin oluşu, cilt kanserine karşı koruyucu olmasına nedendir. Tohumlarını bir mısır gibi patlayıncaya kadar tavada ısıtıp daha sonra pişirilmiş kırmızı lahana içerisine koyabilirsiniz.

Muskat:
Tropik iklimde yetişen kayısı benzeri bir meyvenin kurutulmuş halidir. Miristisin adında, enfeksiyona karşı savaşan bir madde içerir. Pilav, köfte, ıspanak, kremalı çorbalar, brokoli tariflerine harika lezzetler katar.
Zerdeçal:
Kurkumin adlı bir içerik ile yağ depolanması ile savaşır hale gelmiştir. Ülkemizde daha çok tıbbi alanda kullanılırken, özellikle Hindistan ve yakın ülkelerinden pirinç pilavında, yumurtada kullanımı yaygındır.
Sumak:
Sakızağacı ile akrabadırlar. Tüketilen kısmı kurutulmuş meyvesidir. Soğan piyazı, patates salatası ile güzel bir ikilidir. Ekşimsi tadı Türkiye’de bazı yörelerde ( Adıyaman, Urfa ) meyveler suya ıslandıktan sonra su yemeklerde limon suyu niyetine kullanılır.
Yenibahar:
Karanfil, tarçın, Hindistan cevizi karşımı lezzeti özellikle çiğ köfte, kısır gibi bulgurlu yiyeceklerde tercih edilir. Yaşlanma geciktirici olduğuna inanılır. Et köftesi yapılacağı zaman kıyma içerisine konularak güzel bir lezzet sağlanabilir.

Vanilya:
Çiçekleri beyaz ve kokulu bir tür orkidenin meyvesidir. Vanilin, kanser hücrelerini öldürmeye yardımcıdır. Ağaç üzerine sarılarak büyüyen vanilya az sayıda çiçek verir ve her çiçekten tek meyve veren vanilya üretim düşüklüğü nedeni ile safrandan sonra en pahalı ikinci baharattır.
Safran:
Safran çiçeğinin kurutulmuş dişi organları baharat olarak kullanılır. Dünyanın en pahalı bitkilerindendir. Boyar özelliği ve eşsiz aroması onun değerini arttıran etkenlerdir. Safranbolu’nun adı da buradan gelmektedir. Risotto ve kabuklu deniz hayvanları ile beraber güzel olur.

7 Kasım 2009 Cumartesi

Fikir Sahibi Damaklar Diyor Ki;

Ben artık insanlara, organik gıda tüketmeleri gerektiğine dair hiçbir şey söylemiyorum. 'Organik gıda ne zaman ucuzlayacak da, biz de yiyeceğiz?' diyenlere şu yanıtı veriyorum, 'Asla! Çünkü organik gıdalar senin değer yargıların doğrultusunda asla ucuzlamayacak'. Organik gıda pahalı değil. Çünkü organik gıda o kadar zor üretilen, o kadar değerli bir ürün ki, 10 lira olması gerekirken, insanların bilgi ve alım gücü yetersizliği nedeniyle ben bu ürünü 2 liraya satabiliyorum. Muadili 50 kuruş. Maliyeti 10 kuruş ve o ürününü 50 kuruşa satıyor. Benim maliyetim 1,90 kuruş, 2 liraya satıyorum. Dolayısıyla tükettiğin konvansiyonel ürünlerin niteliğine ve tükettiğin miktara bak! Daha nitelikli ürünü daha az tüketerek yaşayabilirsin. Bir kilo elma yemek zorunda değilsin. İhtiyacın günde yarım elmadır. Elma, armut, ayva gibi yumuşak çekirdekli meyvelerden birinin yarısı, bir gün boyunca yeterlidir. Dünya, aslında tüm dünya nüfusunu ekolojik organik olarak doyuracak potansiyele sahip. Ama açgözlülüğü doyuramaz.- Gürsel Tonbul *
Yemiyorsak sebebi var!
Biz sokaktaki insanlar endişeliyiz ve öyle görünüyor ki, endişe etmek için ciddi nedenlerimiz var.
Çinliler'in 5000 yıldır hem gıda hem de tıbbi manada yararlandığı ve aslında mükemmel bir protein ve aminoasit kaynağı olan soya, bugün Batılılar tarafından bakliyattan ziyade yem ve yağ bitkisi olarak tanımlanıyor ve özellikle genetiği değiştirilmiş versiyonu ile ABD, Arjantin ve Brezilya'da muazzam miktarlarda üretiliyor.
Türkiye'nin bir yıllık soya üretimi 60-70 bin ton civarında ve her yıl 1 buçuk milyon ton soya ithal ediyoruz. Ticaret Odası raporları bu ithal edilen soyanın yağ ve hayvan yemi amaçlı kullanıldığını söylüyor.
Soya küspesi ithalatında ABD, Arjantin ve Brezilya'nın payı %90'ın üzerinde. Yani satın aldığınız her çiflik balığının, kümes hayvanının, sığırın eti ile süt ve süt ürünlerinin arkasında ABD, Arjantin ya da Brezilya'dan alınmış soya olabilir, bu soya da pekala GDO'lu olabilir. İneğin yeminin nereden geldiği süt kutusunda yazmadığına ya da kızınıza çorba yapmak için aldığınız tavuğun neyle beslendiğini markette kimse size anlatamayacağına göre... tüketici olarak tümüyle endişe edeceksiniz ve haklısınız. Endişe etmelisiniz.
Soya aynı zamanda lesitini ile de hazır gıda sektörünün göz bebeği. Bebek mamalarından krem peynire, gofretten ekmeğe, sakızdan margarine pek çok ürünün içeriğinde bulunan E 322 yani soya lesitini, aynı soya küspesi gibi, büyük üreticiler olan ABD, Arjantin ve Brezilya'dan ithal ediliyor...
Ve hiç biri kontrol edilemiyor, zira hepi topu üç laboratuarımız var bu konuda ve hiç biri gümrüklerimizde değil.
Endişelenmemek mümkün değil. Üzerinde "GDO'suz" ya da "organik" yazmadığı sürece çikolatadan ete, sütten ekmeğe herşeyin içerisinde ABD, Arjantin ya da Brezilya'da yetiştirilmiş GDO'lu soya olabilir. Dolayısıyla, etiket okuyacaksınız ve göreceksiniz ki her yerdeler: Soya unu, soya lesitini, soya proteini, isolate ve isoflavone, bitkisel yağ ve bitkisel protein (ve mısır unu, mısır nişastası, mısır yağı, mısır şurubu, fruktoz, dekstroz ve glukoz, modifye nişasta, kanola yağı ve pamuk yağı.. yani diğer endişelerimiz)
"Biz aslında GDO'lu ürün ithalatını yasakladık" diyorlar, biz de soruyoruz: "o halde adını neden yönetmelik koydunuz?"
"Binde 9 dünyaca kabul edilen standarttır" diyorlar, biz de soruyoruz: "o halde neden Fransa binde 1'e düşürmeye çalışıyor?"
Biz GDO'lu gıdaların yönetilmesini değil, yasaklanmasını istiyoruz.
...ve diyoruz ki: bize katılın, GDO orucu tutun.
Yönetmelik ne derse desin, üzerinde GDO'suz yazanı arayın ya da organik ürünü tercih edin.Düşünün ki raflardaki onca gıdaymış gibi yapan ürün siz satın almazsanız karlılığını yitirecek. Düşünün ki, gıdaymış gibi yapan onlarca kavanoz, kutu ve şişe siz satın almadığınızda üretenlerine birer zarar olarak geri dönecek.Cebinizdeki o binbir güçlükle kazandığınız paranın alım gücüne güvenin.Onu gerçek gıdaya yatırın.
www.fikirsahibidamaklar.org
Gerçek gıdaya dair neden ve nasıl sorularınızı grubumuzda cevaplıyoruz. Yeter ki çocuklarımıza biz sahip çıkalım!

20 Nisan 2009 Pazartesi

Bunları Biliyor Musunuz?



Meşe ağaçları 50 yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler.


*Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.


*Yarim kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar.
*Havuca rengini karoten verir.


*Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.


*Kelebekler, ayakları ile tat alırlar.


*Yiyecekleri hayvandan gelen ve topraktan gelen olarak ayırdığımız zaman ve birini öğlen diğerini akşam tükettiğimiz zaman sindirimi daha kolaydır.


*Bir meyvenin ya da sebzenin rengi ne kadar koyu olursa besin değeri de o kadar yüksek oluyor.


*Domates aslında kirazın başka bir çeşidi. Eski çağlarda egzotik bir meyve olarak kabul edilen domatese 16. yüzyıl’da ‘aşk elması’ deniliyordu.

*POMELO tropik iklimde yetişen, turuçgiller ( narenciye )familyasından bir meyvedir. Çin greyfurtu olarak da bilinir.

*Stapelia isimli çiçeğin görünüşü ve kokusu çürümüş ete benzediği için sinekler yumurtalarını bu çiçeğe bırakırlar.*

Arılar ve böcekler tarafından taşınan çiçektozu tanecikleri yapışkandır oysa rüzgarla taşınan çiçek tozları kuruve pürüzsüzdür.