Sayfalar

24 Ocak 2009 Cumartesi

Orda Bir Köy Var Uzakta

Bugünkü Milliyet gazetesinin haberi şöyle; Mersin'in Atlılar ( Sadiye) Köyü -ki yolun yarısına kadar orada yaşamışlığım vardır ilk kez adını duyduğumu utanarak yazıyorum- katıksız yiyecek tüketme alışkanlığından dolayı ortalama 90 yaşına kadar yaşıyor.
Gerçek o kadar basit ki, doğalsa ye, değilse tüketme. Doğalı bulabilirsen tabii.

Meyvelitepe Zeytinleri

Uzun zaman olmuş, her sabah yediğimiz zeytinin gerçek tadını unutalı. Bunu şaşkınlıkla hatırladık, keşke sadece zeytin olsaydı diye düşündüm sonra unutturulmaya çalışılanlar.

Neyse ki, Meyvelitepe ile yolumuz kesiştide, hüzün ve özlemle karışık mutluluğu yaşadık. Tekrar teşekkürler.

Çöpe Atılan Her Pil 4 m3 Toprağı Kirletiyor

Geri dönüşüm konusunda hassas davranıldığını duyduğum her haberde, sürdürülebilir bir yaşama inancım artıyor. Bu kez haber Mersin'den. Öğrenciler, sadece evlerindeki pilleri değil, akraba ve komşularındaki atık pilleri de toplayıp, gerekli geri dönüşüm merkezlerine gönderiyorlar.


23 Ocak 2009 Cuma

Sütlaç




Sütlaç güzeli

Biyodizel




Fakülte yıllarında tarımı ciddiye almazdım. En önemli nedeni, dünyanın kaybolmuş dengesini yeniden bulmak için çalışmamdı. Geri kalan her şey anlamsız geliyordu. Bu, ciddiye almama düşüncesini sistematikleştiren derslerim, hocalarım da oldu. Onların payını da inkar etmeyeyim. Genel meyvecilikte, dünyada gelişmişlik ölçütünün meyve suyu tüketimi, genel sebzecilikte ise sebze tüketimi olduğunu iddia edenler mi ararsınız, 900 dönüm staj arazisinde mevsimlik işçileri çıkarıp öğrencileri stajda bilimsellik dışındaki her işe koşturanlarımı. Neticede barışmamız yıllaaar yıllaar sonra oldu.
Çivisi çıkmış dünyaya, somut çivi çakma metodları ile faydam olacağını düşündüğüm bir zamandayım şimdi. İlerde ne olur bilemiyorum.
Geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik, benim için pratiğimde uyguladığım ve bundan dolayı kendimde dikkat etmeyenleri uyarma hakkı bulduğum kavramlar.
İşte bu konuda yaptığım çalışmalardan biri. Bir litre atık yağım 1 milyon metreküp suyu kirlettiğini ve biyodizel ile fosil yakıt tüketimine alternatif olacağını duyurmak için dilimde tüy bitsin isterse....

Elma Şekeri




Bu yıl ilk kez denediğimiz bir etkinlikti elma şekeri. Başlangıçta, daha önce 2-3 kez deneyip başaramamış olanların 'imkansız' demelerinden etkilendiğimi itiraf etmeliyim.
Ancak ben püf noktasını gözden kaçırdım.
Baştan anlatayım. Elmaları tek tek yıkayıp , dondurma çubuklarını taktım. Fotoğrafta gördüğünüz gibi kimi çocuklar şekerlenmesini beklemeden ağızlarına götürüverdiler. Zor ikna ettim, daha da tatlı olacak tadı dememe ikna ettikten sonra, 2 birim şekere, 1 birim su katıp kaynattığım şerbete batırdım. Püf noktası uzuuun uzuun kaynatmak, kristalleşmesini test edip ( bir parça tabağa vb. yere damlatınca donuyor olmasından anlaşılırmış ) elmalarla buluşturmakmış.
Haliyle bizim şerbetin büyük bir kısmı aktı, yine de kalanı parlak ve tatlı olmasına yetti galiba, bunu yiyenlerin gözlerinden anladım. Bitiren arkadaşının elindekine bakıyordu gözlerini kırpmadan.)
Bir ara yeniden denemeyi düşünüyorum. Bu arada unutmadan yazayım, gıda boyası kullanmadığım için elmalı şekerimiz transparan parıldıyordu. Onlar yerken, yüzlerini izlemekten fotoğraflamayı unutmuşum.

22 Ocak 2009 Perşembe

Geçen yılın çalışmaları













Pembe domates deneyimlerim. Üzerinden bir yıl geçti, son dirençli iki neferimizin de bizi yolda yaya bıraktığını yazmaya gönlümüz elvermedi.


Toprağı Havalandırdık


Ocak ayı son haftasında bize bir sürpriz yaptı. Toprağı havalandırmamıza fırsat verdi güneş. Bizde fırsatı kaçırmadan ellerimizde çapalarımızla koyulduk işe. Üst katmanı sertleşmişti, rüzgardan, yağmurdan. ''Karnını çapa ile yardık, bizi güllerle karşılasın ''diye.

21 Ocak 2009 Çarşamba

İşte Özlemin Somut Doğası







İşyerinde, tarımı her gelene, her geçene hissettirmek üzere hazırladığım köşe. Tavuğun tünemesi çabaladığım yumurtalarım hemen her seferinde gizemli el/eller tarafından yok edildi. Biraz uğratım, bir kaç yeniledim, sonra hem yumurta bulmaktan yoruldum hem de bu '' oyundan''. Bundan dolayı taşınmazları bırakıp, patlıcan, biber kurularını, bakliyatları ve fotoğrafta olmayan ama bir süre sergilediğim turşu ve sirkeleri sakladım. Tarım etkinliklerimiz başladığında, reçel, turşu, bitki çayı ile yeniden çıkacaklar meydanlara.

Mor Domates


Doğaya meydan okuması bitmeyen insanoğlunun laboratuarlarda ürettiği bir sebze daha marketlerdeki yerlerini aldı.
ABD'de yaban mersini özleri ile üretmişler.
Ah ben bu işlere baksam, ilk işim genetiği ile oynan organizmaları, böyle zorlama yiyecekleri yasaklamak olurdu.
Bizimkilerden kat kat pahalı domatesleri markette poşete dolduran teyze ki beni gece gece bu satırları yazmaya yöneltti.

Şebboy


Topraksız çiçek, balkonsuz ev gibidir diyecektim ama bu biraz zorlama olacak galiba. Kesme çiçek beni her zaman düşündürmüştür, sanki ömrünü kısaltmak için zoraki ve ölümcül bir ooperasyona sürükleniyor gibi. Saksıda olsa hala bizimleydi ancak onu çoktan kaybettik. Fotoğrafı ile yaşasın.

20 Ocak 2009 Salı

İlk Turşu

Yavaş yemek ile ilgilendiğimden bu yana, geleneksel yemekler, lezzetler ilgi alanıma hızla giriyor. Evimde kurduğum turşuyu 14. günde dayanamayıp açtığım turşunun lezzetini çok beğendi Burak.
Sirke ve suyu yarıya orantıladım, tuzu iri kaya tuzu kullandım, bir çimdik:)
Şimdi sırada güzel şişelerde, bol renkli turşular kurmak var.

Kış Uykusuna Yatan Sebzelerimiz







Bugünlerde on beş günlük tatilimizde bizi yalnız bırakmayacak bir koku ve tadın mayalanması ile meşguluz. Tuzlu, sirkeli sularımıza gömdüğümüz lahanalar, havuçlar, sarımsaklar, fasulyeler yepyeni bir lezzetle sofralarımızda sevdiklerimizle paylaşmak



zere yerini alacak. Uzmanlara göre lahana turşusu ülseri, kanseri, kalp ve sinir sistemi ile damar tıkanıklıklarını, mide ekşimesini önlüyor. Bizde geleneksel yiyeceklerimizin yeni nesiller tarafından üretileceğini düşününce mutlu olduk.

Süleyman Amca'ya Saygılarımızla




Bu muhteşem tezgahların satıcılığını yapan Süleyman Amcamızı da görüntüledik.

Yaşam Kaynaklarımız







Geçen hafta sonu, gecenin geç saatlerinde açık olan manavın tüm emekçilerine selamsız geçmeden gitmek olmaz diye düşünerek fotoğrafladım.

14 Ocak 2009 Çarşamba

Dünyanın En Büyük Tohumu


İkiz palmiye bitkisine ait tohumlar, bir futbol topundan bile daha ağır. Su mercimeği ile bir ağırlık karşılaştırması ilginç olabilir.

13 Ocak 2009 Salı

Lavabolu Akvaryum Ya Da Tam Tersi

Kişisel bakım, hijyen için kullanılan suyun arıtılarak akvaryumda kullanılması bir taş ile iki kuş vurmak adeta.

Klorofilli Pil

Tayvanlı profesör Chungpin Hovering Liao tarafından bulunan pil, herhangi bir sıvının içerisinde konduğunda 10 saniyeden itibaren enerji üretmeye başlıyor. Pil, normal bir pilin yarısı kadar enerji üretiyor. Ama güç üretme kapasitesi yine de iyi. Aynı zamanda pilin üretim maliyeti normal pilin beşte biri kadar ve çevreye zararlı değil.
zamazing.org dan alınmıştır.

10 Ocak 2009 Cumartesi

SLOW FOOD

Slow Food ve Türkiye'deki Gelişimi / Cem Birder - Öğr.Gör. Tahsin Özbek - Tangör Tan
Slow Food, kâr amacı gütmeyen eko-gastronomik bir sivil toplum kuruluşudur. 1986 yılında İtalya’da Carlo Petrini ve 62 arkadaşı tarafından ulusal bir hareket olarak başlatılmış, 1989 yılında Paris’te 15 ülkeden delegelerin imzalarıyla uluslararası bir statü kazanmıştır.

Carlo Petrini, 50’li yaşlarda, sosyoloji eğitimi aldıktan sonra politika alanında çalışmış, doğduğu ve halen yaşadığı yörenin köklerine sıkı sıkıya bağlı, geleneksel tarım ve yemek kültürleri ile biyoçeşitliliğin korunmasına kendini adamış biridir. Fast food’un en önemli temsilcilerinden biri olan McDonald’s’ın Roma’da ilk şubesini açtığını görünce, kültürel mirası ve biyoçeşitliliği koruma düşüncesiyle, yaşamımızı tekdüzeleştirmeye çalışanlara karşı Slow Food hareketini başlatmıştır.

Carlo Petrini’ye göre yediklerimiz ‘temiz’ bir şekilde doğaya, insan sağlığına ve hayvan refahına zarar vermeden üretilmiş olmalı, üreticiler emeklerinin karşılığını ‘adil’ olarak almalı ve yediklerimizin tadı ‘iyi’ olmalıdır.

Günümüz dünyasının, ‘modernlik’ adı altında hayatın gerçek ritminden koparak hızlanmasına ve doğallığını yitirmesine tepki olarak ortaya çıkan ve hareket noktasını yemek kültüründen alan Slow Food, biyoçeşitliliği korumayı, yerel olana dönmeyi, çevre duyarlılığını arttırmayı ve insana odaklanmayı misyon edinmiştir. Yiyecek üreticileri arasındaki bir ağdır ve üreticiler hareketin ana kaynağıdır. Yiyeceklerimizin kimler tarafından, nasıl üretildiğini bilmek ve bu konuda farkındalık yaratmak Slow Food’un en önemli ilkesidir. Ziraat, ekoloji ve kaybolan kültürel mirasın korunması konularında aktiftir. Hareketin gönüllüleri ‘tüketici’ değil, ‘yardımcı üretici’dir. Slow Food, yiyecek üreticileri ile yardımcı üreticiler arasında iletişim sağlar. Basit bir gurme organizasyonu değil, çok yönlü bir harekettir. Amaçları şunlardır:

- Doğayı ve biyoçeşitliliği korumak.
- Hayatın ritmiyle uyumlu olmak.
- Kültürel mirası korumak.
- Geleneksel bilgiyi yüceltmek.
- Yerel üreticiye destek olmak.
- Yiyeceği tanımak ve nasıl üretildiğini bilmek.
- Çiftçi, işçi ve köylünün ürettiği eşsiz ürünlere ulaşmaya çalışmak.
- Lezzet eğitimleri vermek ve bu eğitimleri yaygınlaştırmak.
- Soframızı bir şenliğe dönüştürmek.

Convivium (yerel topluluk)

Dünya Slow Food ağının temel birimi olan convivium (yerel topluluk), bulunduğu toplumun özelliklerini yansıtır. Her Slow Food üyesi, bulunduğu bölgede kendisine en yakın yerel topluluğa üyedir. Yerel topluluk lar Slow Food felsefesini geliştirmekte ve yaymakta, Slow Food ağı içindeki bütün yiyecek üreticileriyle iletişime geçmektedir. Slow Food’un yerel topluluklar için belirlediği görevler şunlardır:

- Hareketin felsefesini yaymak ve geliştirmek.
- Üye katılımlarıyla hareketi büyütmek.
- Sürdürülebilir tarımın ve tarım bilgisinin gelişmesine katkıda bulunmak.
- Hareketin ulusal ve uluslararası projelerini yaymak ve desteklemek.
- Yerel kurumlar, gastronomi kuruluşları, eğitim kurumları, üretici birlikleri, çevre koruma kuruluşları ve basın-yayın organlarıyla ilişki kurmak, ortak çalışmalar organize etmek.
- Diğer yerel topluluklarla ortak çalışma ve birlikteliği sağlayacak ilişkiler kurmak.

Ülkemizde, 4’ü İstanbul’da olmak üzere, Ankara, Bodrum, Çeşme, Didim, Gaziantep, Gökçeada, Iğdır, İzmir, Kars, Samsun ve Tire’de, 15 yerel topluluk bulunmaktadır:

Terra Madre

İlki 2004 yılında Torino’da gerçekleştirilen, Dünya genelindeki yiyecek üretici topluluklarını buluşturan bir organizasyondur. İki yılda bir düzenlenen ve eylül 2008’de üçüncüsü gerçekleştirilecek olan bu buluşmaların amacı, ‘iyi, temiz, adil’ üretim esasını benimseyen yerel yiyecek toplulukları, üreticiler, aşçılar, akademisyenler arasında bilgi alışverişi sağlamak ve bu alışverişi sürekli hale getirmektir.

2007 itibariyle Slow Food hakkındaki bazı bilgiler şöyledir:

Toplam üye sayısı: 73 483
Yerel topluluk sayısı: 1003
Yerel toplulukların yeraldığı ülke sayısı: 77
Terra Madre’ye katılan ülke sayısı: 150
Etkinlik gösterilen ülke sayısı: 123

Gastronomi Bilimleri Üniversitesi (UNISG)

Dünyanın ilk gastronomi üniversitesidir. İtalya Cunea’daki bu üniversite, yoğun eğitimi ve stajlarıyla Slow Food’un en önemli kuruluşudur. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen öğrencilere, insanlık ve kültür, geleneksel yiyeceklerin korunması, biyoçeşitlilik, yiyecek teknolojisi gibi konularda, lisans ve yüksek lisans düzeyinde eğitim-öğretim verilmektedir. ( http://www.unisg.ig/)

Slow Food Biyoçeşitlilik Vakfı

Slow Food, üreticilere ürün kalitesini arttırma yolunda destek vererek biyoçeşitliliği korumaya katkıda bulunmayı hedeflemektedir. 2003 yılında kurulan bu vakıf, dünya mirasını korumaya yönelik olarak geleneksel yiyecek üretimini, sebze, meyve ve tahıl üretimini, hayvansal üretimi korumaya yönelik projeleri desteklemektedir. Bu projelerden ikisi şöyledir:

Ark of Taste (Lezzet Kanalı): Dışlanmış, unutulmuş ve kaybolmak üzere olan yiyecekleri tanıtmak, kataloglamak ve arşivlemek amacıyla 1996 yılında İtalya’da başlatılmıştır.

Presidia: Zanaatkâr yiyecek üreticilerine doğrudan yardım etmek amacıyla 2000 yılında İtalya’da başlatılmıştır. 2 projeyle yola çıkılmış, dünya çapında 270 projeye ulaşılmıştır. Bu küçük ölçekli projeler, geleneksel yöntemlerle üretim yapan üreticileri bulundukları bölgelerde desteklemekte ve ürettiklerine pazar bularak onları korumaktadır.

İçinde bulunduğumuz sistem, bir milyarı açlık çeken, bir milyarı obeziteden muzdarip iki milyar insanın gıda ve sağlık hakkını reddetmektedir. Güvenli, lezzetli, nitelikli ve kültürel açıdan elverişli gıdalar üretme yetisine sahip değildir. Yeryüzü kaynaklarını (su, enerji vs.) müsrifçe kullandığı için herkese yetecek kadar gıda üretememekte, aşırı kimyasal kullanımı ve GDO’larla doğayı tüketmektedir. Kaliteli gıda insani bir haktır. Hindistan’daki dini kaynaklarda bütün canlı türlerinin gıdayla şekillendikleri kayıtlıdır; insanlar yaşamak için gıdaya bağlı olduklarına ve öldükten sonra gıdaya dönüştüklerine inanırlar.

Doğanın verimliliğini yalnız nicelik açısından değerlendirmemeliyiz. Doğanın milyonlarca yılda oluşturduğu bilgiye güvenmeli ve saygı duymalıyız. İçimizdeki varolma azmi bizim gücümüzdür. Yüzyıllardır nesillerin hayatta kalmasını sağlayan ve alçakgönüllü insanların elinde olan geleneksel bilgiyi koruyup sürdürmeliyiz. Geleneksel üretim yapan çiftçiler ‘toprağın entellektüelleri’dir. Geleneksel üretim tarzını, yerel yemekleri ve yerel pazarı yeşertmeliyiz. Çiftçilerin, balıkçıların ve hayvancılıkla uğraşanların bilgilerini desteklemek için Slow Food hareketi olarak dünyanın her yerinde cesur olmalıyız. Onların tekniklerini üniversitelerimize taşıyarak daha da güçlenebilir, üniversiteleri üreticiler ile akademisyenlerin aynı düzeyde konuştuğu bir yer haline getirebiliriz. Deneyim ve bilgilerin evrensel olarak paylaşılması insanoğlunun en güçlü yanıdır; bilgi alışverişini ve projeleri sıklaştırmalıyız. Ekonomiyi etik değerlerden bağımsız düşünmemeliyiz.

Carlo Petrini, dünya üzerindeki herkesi küçük üreticilerin haklarını, bilgilerini ve yaratıcılıklarını savunmaya çağırmaktadır. İsteyen herkes en yakın yerel toplulukla iletişime geçerek Slow Food’a üye olabilir, çalışmalara katılabilir, üretime destek olabilir.

http://www.slowfood.com/

Solucanlar Titreşimler Nedeni İle Topraktan Çıkıyorlar

Solucanların yağmurda topraktan çıktıklarını biliriz. Ancak Carlton Üniversitesi'nden Jayne Yack, bir deney yaptı. Toprağın 30 cm. altından ses verdikten sonra solucanlar dışarı çıktılar. Araştırmacılar yağmur damlalarının da benzer frekansta sesler çıkardıklarını düşünüyorlar. Diğer bir teoriye göre ise, köstebeklerden kaçıyor ve kuşların tehlikesine rağmen bir süre dışarda gezinip tekrar toprağa dönüyorlar.
Kaynak: Cumhuriyet Bilim-Teknik Dergisinden alınmıştır

Duvar Tarımı


http://www.duvartarimi.com/ adresinden detayları öğrenmenin mümkün olduğu bir icat.)

Meyve Sepeti Oyunu


Okul öncesi ve ilköğretim birinci sınıflarda oynatılabilecek bir oyun. Tübitak Bilim Çocuk'tan.

Meyveler Sebzeler Nerede Yetişirler?


Domatesin markette yetiştiğini sanan bir nesil için Tübitak Bilim Çocuk çözümü.

Doğayı Seven Cocuk-2


Merhaba dostlar;

Bır dogayı seven cocuk kosemızde daha beraberıs. Artık ben de acemılıgımı ustumden atmıs bulunmaktayım. Bugun sızlerle dogru ve yanlısı konusacagız. Aslında ben konusacagım sız dınleyeceksınız. Daha dogru bır ıfadeyle ben yazacagım sız okuyacaksınız. Belkı de kımse okumayacak ben sadece yazacagım. Kendı kendıne konusana delı derler, kendı kendıne yazana ne derler pekı? Bılmedım ve fark ettıysenız cok da uzerınde durmadım.
Sıgara ıcmek yanlıstır, hem bıze hem cevremızdekılere zarar verır. Boylece sıgara ıcmemenın dogru oldugunu anlıyoruz. Dıyelım kı bır yanlıs yaptık ve sıgara ıcmeye basladık. Tamamen yanlıs sayamayız bu durumu. Yanlıslardan da dogrular cıkarmayı bılmeıyız sevgılı dostlar. Gelın beraber sıgara ıcmekten doga acısından bazı dogrular cıkaralım. Ne dersınız? “Eveeeet” dedıgınızı duyar gıbıyım.
Sıgara ıcıyorsak eger sıgarayı bırakmak dogru bır seydır ya da sıgara ıcmeyenlerın yanında ıcmemek dogru bır seydır. Hamıle vatandaslarımızın yanında sıgara ıcmek dogru bır sey degıldır. Icersek ne olur? Hamıle vatandasımızın karnındakı mustakbel vatandasımız zarar gorur. Dogduktan sonra eblek bır sey olma ıhtımalı cok yuksektır. Bır rıvayete gore mesut yılmaz ın annesı hamıleyken bazı vatandaslarımız yanında sıgara tutturmus. Bakın ne olmus, mesut yılmaz tutuk konusan ve sureklı “ııııııı” dıyen bırı olmus cıkmıs. Demekkı hamıle vatandaslarımızın yanında sıgara ıcmemelıyız. Ictıgımız sıgarayı cok degerlı ormanlık alanlarımızda sondırmeden atmamalıyız. Atarsak ne olur? Agac yangını cıkar. Agac yangınları buyur ve koru yangınlarına donusur. Pekı koru yangınları buyuyunce ne olur? Bıldınız degıl mı? Evet bıldınız, orman yangınına donusur. Agac yangınlarını dogayı seven her vatandas gıbı koru yangınına donusmeden cevırmek her dogasevıcının gorevıdır. Doga sevıcılık bır fetıs turu olsa da cok guzel bır seydır. Mesela doga sevıcıler agacların uzerıne kalpler cızerek sevgılılerının bas harflerını yazmazlar. Yazarlarsa ne olur? Dogasevıcı olamazlar. Izcıler bır tur doga sevıcıdırler, dogasevıcıler 5 ana katagorıye ayrıırlar ve besı de bırbırınden sekerdır. Bu dogasevıcılerı ayrı bır yazımda sızlerle paylasmak ıstıryorum.
Dıyelım kı sıgara ıcmekle bır yanlıs yaptınız, dıyelım kı daha ılerıye goturerek hamıle vatandasımızın yanında bır sıgara ıctınız ve yıne dıyelım kı daha da ılerıye gıderek bır agac yangınına neden oldunuz, bır yanlıs daha yaparak agac yangının koru yangınına donusmesını engelleyemedınız ve yıne dıyelım kı koru yangınına; “eee bısı olmaz beee!” seklınde tepkı vermek suretıyle orman yangınına donmesıne sebebıyet verdınız. Korkmayın hala bu kadar yanlıstan bır dogru elde edebılırsınız. Nasıl mı? Soyle kı; bırakınız orman yangını buyusun ve her yer yansın, sonra o yanan yerlere agac dıkerek super bır dogru yapabılırsınız.
Dedıgım gıbı sevgılı okurlarım yanlıslardan donmek her zaman zor egıldır. Her yanlıs baksa bır dogruya eslık edebılır. Bız buna “karmasık” dıyoruz. Karmasık ıle yasamak bır dogasevıcının en buyuk sansıdır.
Doga sızlerle olsun…
Dogayı seven cocuk.
*

Yağmur Suyundan Tasarruf İçin


Çiçek ve bahçe sulamak, araba yıkamak vb. için kullanılabilir.
Kaynak. Zamazing.org

Basit Ev Yapımı Kompost


Çılgın Sebzeler

http://www.cleanairgardening.com/totuupdotofl.html

bahçe bitkileri için elektronik toprak test makinesi


Yuvarlak Çapa





http://www.cleanairgardening.com/gardentoolbag.html adresinde detayları olan bir alet çantası.


http://www.cleanairgardening.com/aerogrow.html adresinde satışa çıkmış olan ürün.