Sayfalar

Google+ Followers

7 Kasım 2009 Cumartesi

Fikir Sahibi Damaklar Diyor Ki;

Ben artık insanlara, organik gıda tüketmeleri gerektiğine dair hiçbir şey söylemiyorum. 'Organik gıda ne zaman ucuzlayacak da, biz de yiyeceğiz?' diyenlere şu yanıtı veriyorum, 'Asla! Çünkü organik gıdalar senin değer yargıların doğrultusunda asla ucuzlamayacak'. Organik gıda pahalı değil. Çünkü organik gıda o kadar zor üretilen, o kadar değerli bir ürün ki, 10 lira olması gerekirken, insanların bilgi ve alım gücü yetersizliği nedeniyle ben bu ürünü 2 liraya satabiliyorum. Muadili 50 kuruş. Maliyeti 10 kuruş ve o ürününü 50 kuruşa satıyor. Benim maliyetim 1,90 kuruş, 2 liraya satıyorum. Dolayısıyla tükettiğin konvansiyonel ürünlerin niteliğine ve tükettiğin miktara bak! Daha nitelikli ürünü daha az tüketerek yaşayabilirsin. Bir kilo elma yemek zorunda değilsin. İhtiyacın günde yarım elmadır. Elma, armut, ayva gibi yumuşak çekirdekli meyvelerden birinin yarısı, bir gün boyunca yeterlidir. Dünya, aslında tüm dünya nüfusunu ekolojik organik olarak doyuracak potansiyele sahip. Ama açgözlülüğü doyuramaz.- Gürsel Tonbul *
Yemiyorsak sebebi var!
Biz sokaktaki insanlar endişeliyiz ve öyle görünüyor ki, endişe etmek için ciddi nedenlerimiz var.
Çinliler'in 5000 yıldır hem gıda hem de tıbbi manada yararlandığı ve aslında mükemmel bir protein ve aminoasit kaynağı olan soya, bugün Batılılar tarafından bakliyattan ziyade yem ve yağ bitkisi olarak tanımlanıyor ve özellikle genetiği değiştirilmiş versiyonu ile ABD, Arjantin ve Brezilya'da muazzam miktarlarda üretiliyor.
Türkiye'nin bir yıllık soya üretimi 60-70 bin ton civarında ve her yıl 1 buçuk milyon ton soya ithal ediyoruz. Ticaret Odası raporları bu ithal edilen soyanın yağ ve hayvan yemi amaçlı kullanıldığını söylüyor.
Soya küspesi ithalatında ABD, Arjantin ve Brezilya'nın payı %90'ın üzerinde. Yani satın aldığınız her çiflik balığının, kümes hayvanının, sığırın eti ile süt ve süt ürünlerinin arkasında ABD, Arjantin ya da Brezilya'dan alınmış soya olabilir, bu soya da pekala GDO'lu olabilir. İneğin yeminin nereden geldiği süt kutusunda yazmadığına ya da kızınıza çorba yapmak için aldığınız tavuğun neyle beslendiğini markette kimse size anlatamayacağına göre... tüketici olarak tümüyle endişe edeceksiniz ve haklısınız. Endişe etmelisiniz.
Soya aynı zamanda lesitini ile de hazır gıda sektörünün göz bebeği. Bebek mamalarından krem peynire, gofretten ekmeğe, sakızdan margarine pek çok ürünün içeriğinde bulunan E 322 yani soya lesitini, aynı soya küspesi gibi, büyük üreticiler olan ABD, Arjantin ve Brezilya'dan ithal ediliyor...
Ve hiç biri kontrol edilemiyor, zira hepi topu üç laboratuarımız var bu konuda ve hiç biri gümrüklerimizde değil.
Endişelenmemek mümkün değil. Üzerinde "GDO'suz" ya da "organik" yazmadığı sürece çikolatadan ete, sütten ekmeğe herşeyin içerisinde ABD, Arjantin ya da Brezilya'da yetiştirilmiş GDO'lu soya olabilir. Dolayısıyla, etiket okuyacaksınız ve göreceksiniz ki her yerdeler: Soya unu, soya lesitini, soya proteini, isolate ve isoflavone, bitkisel yağ ve bitkisel protein (ve mısır unu, mısır nişastası, mısır yağı, mısır şurubu, fruktoz, dekstroz ve glukoz, modifye nişasta, kanola yağı ve pamuk yağı.. yani diğer endişelerimiz)
"Biz aslında GDO'lu ürün ithalatını yasakladık" diyorlar, biz de soruyoruz: "o halde adını neden yönetmelik koydunuz?"
"Binde 9 dünyaca kabul edilen standarttır" diyorlar, biz de soruyoruz: "o halde neden Fransa binde 1'e düşürmeye çalışıyor?"
Biz GDO'lu gıdaların yönetilmesini değil, yasaklanmasını istiyoruz.
...ve diyoruz ki: bize katılın, GDO orucu tutun.
Yönetmelik ne derse desin, üzerinde GDO'suz yazanı arayın ya da organik ürünü tercih edin.Düşünün ki raflardaki onca gıdaymış gibi yapan ürün siz satın almazsanız karlılığını yitirecek. Düşünün ki, gıdaymış gibi yapan onlarca kavanoz, kutu ve şişe siz satın almadığınızda üretenlerine birer zarar olarak geri dönecek.Cebinizdeki o binbir güçlükle kazandığınız paranın alım gücüne güvenin.Onu gerçek gıdaya yatırın.
www.fikirsahibidamaklar.org
Gerçek gıdaya dair neden ve nasıl sorularınızı grubumuzda cevaplıyoruz. Yeter ki çocuklarımıza biz sahip çıkalım!

2 yorum:

birdutmasali dedi ki...

2 KEZ DİKKATLE OKUDUM.
ALTINA İMZA ATILMIŞ AMA,
VALLA BENDE İMZAMI ATARIM..
ÇOK AYDINLATICI.
SEVGİLER ÖZLEMCİĞİM

Şekerli dedi ki...

Bunları okuyunca koktum, İstanbul'dan taşınıp, bir sahil kasabasına yerleşip, kendi gıdalarımızı kendimiz mi üretsek? Hani fenada olmaz yani, ömrümüz uzar.